Bilen vardır bilmeyen vardır dedim ve birazda görsel olarak destekleyerek sağlık bölümüne bir yazı hazırlaya karar verdim. Bu fikirde aklıma geçenlerde Bilge kahve içmeye uğradığında bahsettiği elde uyuşma şikayetinin çekilen EMG sonucunda boyundan kaynaklanabileceğine yönelik şüphe sonucu aramızda geçen motosiklet kullanımı ile eğer önlemi alınmaz ise nerdeyse kaçınılmaz olarak yaşla birlikte hepimizin başına gelebilecek sorunlardan biri olan boyun ile ilgili rahatsızlıklardı.
Dikkat ederseniz motor kullanırken en açıkta kalan, soğuk engelleme dışında koruma yada destek kullanamadığımız kısım boynumuz. Üstünde taşıdığı kafamız ( 4-5 kg) ise oldukça değerli olduğundan ve kasksız (1-1.5 kg) çıkmadığımızıda hesaba katarsak toplam 6,5 kilo gibi bir ağırlığı gün boyu taşıması bir yana birde sürüş esnasında buna eklenen rüzgar, frenleme ile eylemsizlik ve bu kuvvetler arasında kalmışken viraj almak için normal hayatınızda hiç uygulamadığınız bir açıda bakmak için eğilip bükülme gibi hareketleri yapmak zorunda kalır. Bu arada cidden viraj çıkışına bakarken motor yatmış halde olduğunu düşünerek masa başında o pozisyonu taklit etmeye çalışırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Peki boyun nelerden oluşur ? Sadece kafayı taşıyan bir sütun değil ya bu meret. Boyun arka ortasından omurga denilen kemiklerden oluşan hem kanal hem sütun görevi gören kemik yapı bulunur. Bu kemik yapı 7 adet omurdan oluşur ve bunların içinde oluşan kanaldan omurilik denilen beyinde oluşan uyarıları tüm gövdeye taşıyan sinir yapı bulunur. Bu sinir yapıdan çıkan dallar ki özellikle boyun, kollar gibi gövde parçalarına giden sinirler daha boyundayken bu kemik kanaldan dışarı çıkarak dağılmaya başlarlar. Elektrikle uğraşanlar daha rahat gözlerinin önüne getirebilir aslında. Kalın bir plastik kılıfla sarılı ana elektrik kablosundan nasıl yol boyunca fara, şarj dinamosuna, göstergelere giden kablolar tek tek ayrılırsa, sinirlerde omurilikten bu şekilde ayrılarak vücuda dağılır.
Daha bitmedi beyine kan gitmesi ve hatta geri dönmesi gerekir ki beyin en sağlam oksijen tüketicilerinden olduğundan baya sağlam damarlar boyunda seyrederek beyine ulaşır. Bu giden ve dönen kanı taşıyan arter ve venler kalınca bir paket oluşturarak en babaları boyun ön iki tarafta seyreder ve hatta biz bu damarlardan nabız kontrol etmek için faydalanırız. Bu arada arka taraftada omurların iki yanından beyne giden ama derinde kaldığından dışarıdan hissedilmeyen başka önemli damar grubu daha vardır.
Peki ağız ve burun boynun üstünde ama aldıkları ürünlerin ulaşması gereken yerler mide ve akciğerler boynun altında kaldığına göre bunların kanallarıda boyundan geçer. Yemek ve nefes borusu boynun en önünde yemek borusu nefes borusunun arkasında kalmak üzere birbirlerine bitişik olarak bulunurlar.
Daha fazla uzatmadan birde en öne troid ve paratroid bezlerini yerleştirip, tüm bu yapıların etrafını sıkıca saran kasları ( bu kas yapısı oldukça karışık 30 kadar kas grubundan oluşur.) eklersek kabaca boyun anatomisini bitirmiş oluruz.
Şimdi sorun nerde mi başlıyor ? Maddeler halinde sıralarsak..
1. Yaşam şeklimizden ve hareketli olmayan masa başı işlerde sabit pozisyonlarda uzun süreler geçirmemizden dolayı tüm bu yapıları bir arada tutan ve sütun görevi gören omurgaya destek veren kaslarımızın zayıf olması en başta gelen problem.
2. Baştada dedik kişiden kişiye değişmekle birlikte 5 kg kadar olan kafamıza göre 30 lu yaşlara kadar alışmış olan boyuna motor hevesi ile ekstra %35 i kadar bir ağırlığı pat diye koymamız işin tuzu ,
3. Birde buna ivmelenme ve eylemsizlik kuvvetlerini eklersek oda biberi oluyor bu durumda
4. Zaten millet olarak egzersizi sevmememiz ve mideye düşkün olmamız ile alınan kiloların negatif etkisinide ekliyelim.
Tüm bunlarla birlikte habire fizik kuvvetlerinin etkisi altında virajlara girerek bir o yana bir bu yana bakmaya çalışınca o elektrik kablolarıda bir yere kadar dayanıyor.
Şimdi de kabaca sonuçalrına bir bakalım. Hepinizin bildiği yada duyduğu boyun fıtığı nedir? Boyun fıtığı yukardaki resimde bulunan mavi kısımların sarı kablolar üstüne bası yapmasıdır. Sarı kablolar ne iş yapar; boyundan el parmak uçlarınıza kadar duyu, hareket, denge gibi fonksiyonları beyinden bu bölgelere yada tam tersi yönde taşır. Eee su hortumuna basınca nasıl su akımı azalırsa bundada olacaklar çeşitli bölgelerde ağrı, keçeleşme, kuvvet azalması gibi sonuçlar doğurur.
Peki her ağrı boyun fıtığı mıdır? Hayır değildir. Nasıl ki uzun aralarla yapılan halı saha maçlarından sonra bacaklarınızın ağrıması bel fıtığı değilse uzun süre motor kullanmayı takiben kasların zorlanmasına, bir ısınıp bir soğumasına bağlı olan ağrılarda boyun fıtığı değildir.
Bu yazıda benim amacım boyuna ait hastalıklar, tanıları ve tedavileri değildir, bu yüzden bu ayrıntılara girmeyeceğim. Asıl olan boynun motor kullanımı sırasında çok önemli olduğunun altını çizmek ve olabilecekleri önlemenin yolunu göstermek. Şimdiye kadar yazdıklarım önemini belirtti olsa gerek şimdi sırada nasıl önleriz birazda ondan bahsedelim.
Birincisi benim problemim yok diyenler eğer önlem almasanız yaşınız ilerledikçe olacak merak etmeyin. O yüzden bu önlemler şikayetiniz olsun ya da olmasın bunları önlemek yada şikayetleri azaltmak için yapılabilecek çok basit zaman almayan masa başında bile uygulanabilen egzersizlerden ibarettir. Ne kadar motor sporları fiziksel aktiviteye dayanmaz gibi bir yanlış anlaşılma olsada aslında motor sporları fiziksel olarak ne kadar formda iseniz o kadar efektif ve keyif alarak yapabileceğiniz türde sporlardır.( F1 pilotlarının egzersiz programlarının nerdeyse % 50 si boyun kaslarına yöneliktir)
Bu yazıyı daha uzatmadan aşağıda bir internet sitesinden bulduğum egzersiz programını ekleyip burada huzurlarınızdan ayrılıyorum. Daha başka problemlerle ilgili zamanım oldukça eklemeye çalıcağım yazılarda buluşmak üzere. Umarım birilerinin işine yarar.
Herkese sağlıklı sürüşler……
Boyun Egzersizleri
İzometrik Egzersizler
(Dik olarak otururken veya ayakta yapılır)
A) Fleksiyorta direnç: Eller alna koyulur, baş öne doğru itilmeye çalışılırken ellerle engel olunmaya çalışılır, 10' a kadar sayılır ve bırakılır. 3 defa tekrarlanır.
B) Ekstansiyona direnç:
Eller başın arkasına (enseye değil) koyulur ve baş arkaya doğru itilmeye çalışılırken ellerle engel olunmaya çalışılır. 10' a kadar sayılır ve bırakılır. 3 defa tekrarlanır.
C) Yana eğilmeye direnç: Sağ el yüzün sağ tarafına koyulur ve baş sağa doğru itilmeye çalışılırken sağ elle engel olunmaya çalışılır, 10' a kadar sayılır ve bırakılır. 3 defa tekrarlanır. Aynı hareket sol elle sola doğru tekrarlanır.
D) Döndürmeye direnç:
Sağ el başın sağ arka kısmına, sol el sol şakağa koyulur. Sağ omuzun üzerinden bakmaya gayret eder gibi elin direncine karşı baş sağa dönmeye zorlanır. Bu durumda 10'a kadar sayılır. Hareket el değiştirerek aksi yönde tekrarlanır.
İzotonik Egzersizler
A) Başınızı yavaşça sağa döndürün ve üç saniye böyle durun. Başınızı öne döndürün. Dinlenin. Aynı hareketi aksi yöne yapın. Dinlenin. Hepsini 5 defa tekrarlayın.
B) Aşırı zorlanmaya sebep olmadan, başınızı çeneniz göğsünüze değecek kadar öne eğmeye çalışın. Dinlenin. Başınızı yavaşça arkaya bükün. Dinlenin. 5 defa tekrarlayın
C) Başınızı yavaşça kulağınız omuzunuza değecek kadar sağa eğmeye çalışın. Dinlenin. Yavaşça doğrultun. Aksi yöne tekrarlayın. Dinlenin. Hepsini 5 defa tekrarlayın.
D) Başınızı saat yönünde mümkün olduğu kadar geniş ve tam bir çember çizecek şekilde (yukarı, sola, aşağı, sağa) döndürün. Aynı hareketi saatin aksi yönüne yapın. Dinlenin. Hepsini 3 defa tekrarlayın.

NOT: Bütün yazı fotoğraflar haricinde bizzat elimden çıkmıştır umarın birilerinin işine yarar....